Birinci Dünya Savaşı’nın ilk aylarında pilotlarla gözcüleri yalnız hafif silâhlarla donanıyorlardı. Daha sonraları, İngiliz uçakları Lewis makineli tüfeğiyle donanmaya başladı. Başlangıçta makineli tüfek uçağın kanatları üzerine yerleştiriliyordu ve pilot düşmanını makineli tüfeğin atış alanı içinde tutabilmek için sürekli manevra yapmak zorunda kalıyordu.
Birinci Dünya Savaşı sırasında silâh alanındaki en büyük gelişmeyi Anthony Fokker adında bir Hollandalı gerçekleştirdi. Fokker’in bulduğu düzen sayesinde pilot, pervanelerin dönen kanatları arasından düşmana ateş edebiliyordu. Bunun için de yalnız yön değiştirmesi yetiyordu.
Birinci Dünya Savaşı’nın ünlü savaş pilotları tek başlarına uçuşa çıkıyorlardı. Ama çok geçmeden bir tek pilotun uçağın gerisini yeterince kollayamadığı görüldü. Bunun üzerine keşif uçaklan önce çift çift, sonra da dörder .dörder, ya da daha çok sayıda uçmaya başladı. Savaş taktikleri giderek gelişti, karmaşıklaştı. Zamanla pilotlar yüksekte bulunmanın bir üstünlük olduğunu anladılar. Bununla birlikte hava kuvvetleri Birinci Dünya Savaşı’nın gidişini büyük çapta etkilemedi denebilir. Bir kere yeterli sayıda uçak yapılmamıştı. Ayrıca bir tek uçağın bile koca bir süvari bölüğünden çok daha değerli olduğunu kavrayamayan kimi kara ordusu komutanları uçakları gerektiği gibi kullanmayı da becerememişlerdi.
Birinci ve İkinci Dünya savaşları arasındaki sürede her iki taraf da kendini savunmaya hazırlandı. Yalnız Almanlar bunu gizlice yaptılar Çünkü resmen bir Hava Kuvvetleri kurmaları yasaklanmıştı. Bu arada Heinkei ve Messerschmitt savaş uçakları ile Stuka bombardıman uçaklarını geliştirdiler. İspanyol İç Savaşı Almanlar’a bu yeni uçaklan deneme fırsatını verdi. Buna karşılık İngilizler de Hurricane ve Spitfire savaş uçaklarını yaptılar. Ayrıca radarı geliştirdiler ki bu da onlara savaşta büyük üstünlük sağladı.