BLENHEİM SAVAŞI
07 Aralık 2008BLENHEİM SAVAŞI (1704)— Avusturya ye ingiliz orduları Fransız ve Bavyera ordularını Blenheim’de yendiler. Bu savaş Viyana’yı istilâdan kurtardığı gibi, Avrupa tarihinde de bir dönüm noktası oldu.
BLENHEİM SAVAŞI (1704)— Avusturya ye ingiliz orduları Fransız ve Bavyera ordularını Blenheim’de yendiler. Bu savaş Viyana’yı istilâdan kurtardığı gibi, Avrupa tarihinde de bir dönüm noktası oldu.
OTUZ YIL SAVAŞI (1618 - 1648)— Avrupanın Katolik ve Protestan devletleri arasında çıkan bu savaşta, isveç’le Fransa, Avusturya’ya karşı Protestan Almanları korudular. Savaş sonunda Avusturyalı Habsburg hanedanının unfuzu kırıldı.
YÜZYIL SAVAŞLARI (1337 - 1453)— ingiltere ile Fransa arasında geçen bu savaşlar gerçekte aralıklı olarak 116 yıl sürmüştür. Başlıca çarpışmalar Crecy’de. (1346), Agincourt’ ta (1415), Orleans’da (1429) meydana geldi. Crecy’deki savaşta Ilı. Edward komutasındaki i ngiliz ordusu ilk kez top kullandı. Çarpışmaların çoğunu ingilizler kazandıysa da, Yüzyıl Savaşları sonunda Fransa’da bir birlik doğdu, ingilizler bütün başarılarına karşın, gene.de Fransa üzerinde üstünlük kazanamadılar,
HAÇLI SAVAŞLARI (1096 - 1291)- Hıristiyan Avrupa Krallıkları iie Türkler ve öbür Müslüman devletler arasındaki bu savaşlar tarihin en kanlı, en uzun savaşlarıdır. Hıristiyan Haçlı orduları Kudüs’ü alma amaçlarına hiçbir zaman ulaşamadılar. Zaman zaman üstünlük sagladılarsa da, sonunda savaşı yenik bitirdiler.
PÖN SAVAŞLARI (M.ö. 246 - 146)— Romalılarla Kartacalılar arasında, aralıklarla, tam yüz. yıl surdu. M.ö. 216 yılında Hannibal 50.000 kişilik bir Kartaca ordusuyla 90.000 kişilik Roma ordusunu yendi. Ancak savaşlar, sonunda Romalılar’ın üstünlüğüyle son buldu. Kartacalılar’ı yenen Romalılar Akdeniz’i kesinlikle ellerine geçirdiler.
PERS SAVAŞLARI (M.Ö. 493 - 479) - Purv ler’in (iranlılar’ın) Yunan ülkelerine saldırmasıyla başladı. Başlangıçta birçok Yunan toprağı Persler’in eiine geçtiyse de, Maraton (M.ö. 490), Termopil (M.ö. 480), Salamis (M.ö. 480) savaşları sonunda Yunanlılar bağımsızlıklarını koruyarak Ege Denizi’nde üstünlüğü sağladılar.
Birinci Dünya Savaşı’nın ilk aylarında pilotlarla gözcüleri yalnız hafif silâhlarla donanıyorlardı. Daha sonraları, İngiliz uçakları Lewis makineli tüfeğiyle donanmaya başladı. Başlangıçta makineli tüfek uçağın kanatları üzerine yerleştiriliyordu ve pilot düşmanını makineli tüfeğin atış alanı içinde tutabilmek için sürekli manevra yapmak zorunda kalıyordu.
Birinci Dünya Savaşı sırasında silâh alanındaki en büyük gelişmeyi Anthony Fokker adında bir Hollandalı gerçekleştirdi. Fokker’in bulduğu düzen sayesinde pilot, pervanelerin dönen kanatları arasından düşmana ateş edebiliyordu. Bunun için de yalnız yön değiştirmesi yetiyordu.
Birinci Dünya Savaşı’nın ünlü savaş pilotları tek başlarına uçuşa çıkıyorlardı. Ama çok geçmeden bir tek pilotun uçağın gerisini yeterince kollayamadığı görüldü. Bunun üzerine keşif uçaklan önce çift çift, sonra da dörder .dörder, ya da daha çok sayıda uçmaya başladı. Savaş taktikleri giderek gelişti, karmaşıklaştı. Zamanla pilotlar yüksekte bulunmanın bir üstünlük olduğunu anladılar. Bununla birlikte hava kuvvetleri Birinci Dünya Savaşı’nın gidişini büyük çapta etkilemedi denebilir. Bir kere yeterli sayıda uçak yapılmamıştı. Ayrıca bir tek uçağın bile koca bir süvari bölüğünden çok daha değerli olduğunu kavrayamayan kimi kara ordusu komutanları uçakları gerektiği gibi kullanmayı da becerememişlerdi.
Birinci ve İkinci Dünya savaşları arasındaki sürede her iki taraf da kendini savunmaya hazırlandı. Yalnız Almanlar bunu gizlice yaptılar Çünkü resmen bir Hava Kuvvetleri kurmaları yasaklanmıştı. Bu arada Heinkei ve Messerschmitt savaş uçakları ile Stuka bombardıman uçaklarını geliştirdiler. İspanyol İç Savaşı Almanlar’a bu yeni uçaklan deneme fırsatını verdi. Buna karşılık İngilizler de Hurricane ve Spitfire savaş uçaklarını yaptılar. Ayrıca radarı geliştirdiler ki bu da onlara savaşta büyük üstünlük sağladı.
Balonun savaş alanında ilk kullanılışı keşif amacıyla oldu. 1870′teki Paris Kuşatması sırasında, generaller “tepenin öbür yanını” görebilecekleri bîr araç aradılar. Bu amaçla balonlar uçurdular. İlk kontrollü uçuşu 1903′te Wright Kardeşler gerçekleştirdiyse de, o çağda pek az insan bu olayın askeri alanda doğuracağı yeniliği kavrayabildi. Bununla birlikte 1907′de A.B.D.’nde ilk Hava Kuvvetleri kuruldu. 1911′de İngiltere’de de bir Hava Müfrezesi kurulduysa da, yüksek dereceli subayların çoğu hâlâ süvarilerle keşif yapılmasından yanaydı. Aynı yıl, yani 1911′de Türk Hava Kuvvetleri’nin de temeli atıldı. Yeşilköy’de bir hava istasyonu kuruldu, bir yandan da Türk subayları havacılık eğitimi görmek üzere Fransa’ya gönderildi.
Ivıodern deniz savaşının gelişmesindeki İIk evre 1830′larda patlayıcı aıennilerin Kullanılmaya başlaması oldu. Gemiler bu sayede kıyı bataryalarını etkisiz hale Koyabiliyor ve savunmasız tahta tekneleri kolayca batırabiliyorlardı. Bir süre sonra güçlü top ateşine karşı savunabilmek için zırhlı gemiler yapıldı. Bu ilk zırhlı gemiler buharla işliyordu.
Birinci Dünya Savaşı patlak vermeden önce, büyük devletler adeta bir gemi yapımı yarışma giriştiler. Gemiler artık demirden değil, daha ince olan çelikten yapılıyordu. Torpil çoktan icat edilmişti. Savaş başladıktan sonra denizaltılar da gelişti. Sonuç olarak deniz, savaşta ancak yardımcı bir rol oynamaya başladı. Bütün savaş boyunca bir tek büyük deniz çarpışması oldu. Jutland’daki bu savaş kesin bir sonuç vermeden bitti, her iki taraf da zafer kazanuığını ileri sürdü.
îkinci Dünya Savaşı sırasında meydana gelen sayısız, deniz savaşı üç düzeyde sürdürüldü: denizin üstünde, altında, havada. Uçak gemilerinin gelişmesi sonucunda, gemiler birbirini görmeden savaşacak duruma geldiler. Almanlar konvoylar halinde saldırıya geçiyor, çoğu kez kötü sonuçlar alıyorlardı. Bu arada, denizaltılar deniz savaşlarına yeni boyutlar kazandırmaktaydı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra nükleer denizaltılar deniz savaşlarının başlıca öğesi haline geldi. Bu denizaltılar aylarca deniz altında Kalabilirler.
Almanya’da kent. Aachen (Fransızca Aixla Chapelle) kenti, Almanya’nın kuzeybatı kesiminde, Nord Rhein Westfalen eyaletinde, Belçika ve Hollanda sınırlarında yer alır. Nüfusu 239 170′tir. Önemli bir mühendislik okulu (Technische Hochschule Aachen) bulunan kent, büyük bir kömür çıkarma bölgesinin de demiryolu merkezidir. Demirçelik sanayisinin yanı sıra, dokuma,ıcam ve kimya sanayileri gelişmiştir. Çevresindeki maden ocakları Romalılar döneminden bu yana işletilmektedir.
Charlemagne’ın kuzeydeki başkenti ve Karolenj uygarlığının merkezi olan, Otto’dan (936) Ferdinand l’e (1531) kadar Kutsal Roma-Germen imparatorlarının taç giydikleri Aachen, 1794′e kadar özerk imparatorluk kenti statüsünden yararlandı. O tarihte Fransızlar tarafından işgal edilip, 1815′te, Viyana Kongresi’nde Prusya’ya verildi. Birinci Dünya Savaşı sonunda İtilâf Devletleri tarafından işgal edildi. 1930′da işgalden kurtulup, İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük ölçüde yıkıldı. Kentte Charlemagne tarafından yaptırılan, içinde kendisinin mezarının da bulunduğu sekizgen biçimindeki katedral, İtalya’daki San Vitale kilisesi örnek alınarak yapılmıştır.